16 Aralık 2010 Perşembe

TALİHSİZ DİYALOGLAR

İletişime çok önem veririm. Severim iletişimi, insanları, doğayı ve hayvanları... (amacından sapmış başlangıç)
Zaman zaman insan yeni kararlar alır hani. “Ya bi de kendime şu özelliği katsam, ne de mükemmel bir insan olurum” diye. Yani ben kendi hakkımda hep böle şeyler düşünüp kendi kendime koltukaltı kabartması yaparım.

İşte iletişimin göynümdeki yeri burlardan gelmekte. Hani bi konu açılsın da, iletişim olsun diye zorraki başlıklar açarız ömrümüzde. Ben de kendimi geliştirmek adına yapıyorum zaman zaman, ayrıca çoook eğlenceli oluyor. Gerçi benim sorunum böyle çabalara giriştiğim sıralarda genelde batırmam:)

Mesela servis beklerken, durak arkadaşım, amca şöyle diyor:
- Şu saksağan kuşu, cevizi ağzına alıp asfalata atıp kırıyor.(Bu cümleyle verilmek istenen mesaj şu: o kadar akıllı bir kuş ki o cevizi yere çarparak kırması gerektiğini biliyor.)
Bi de benim cevabıma bakın: (iletişime istekli, kendine de bir laf atıldığı için sevindirik ancak beyninin bir yerlerine tam oksijen gitmez iken, fazlaca ilgilenerek karşı tarafı da mutlu etmek istercesine)
- Aaaa! Cevizi ağzına alabiliyor yani? Vay be...
- Yok asfaltta kırmasını dediydim ben. (bozuk bir ifadeyle)

Bu çok hafif mi geldi? Bi de şunu dinleyin:
Servise bindim her zamnaki yerime oturdum. Arkamdaki teyze, ilginç bir şekilde çok sıcakkanlıca at kuyrucuğuma vurdu. Eli çarptı sandım, ihtimal vermedim bilerek yapmasına, bakmadım ben de, sonra tekrar.. Döndüm ve baktım.

-Aaa uzatıyo musun saçlarını dedi.
-Evet. (Dedim canhıraş ve gülerek, hani o arada iletişimin havası kaçmasın, bi bozukluk doğmasın anlamında)
Sonra lüzumsuzca:
-Aslında kestirmiştim ama çok pişman oldum bıdıbıdı bıdıbıdı... diyerek bir kaç şirinlik mimik felan yapıp sorular sordum. Sonra beni bi ara odasına çay içmeye çağırdı. O kadar yürekten ve istekli:
-Aaa tabi gelirim seve seve. dedim ki ben bile inanamadım:) Sonra önüme döndüm ve çocuk gibi sevindim ne bileyim başardım gibi geldi bi an.

Servis durdu. Hah dedim geldik işte. Kalktım, inecekken arkaya bakmayı ihmal etmedim ve aynı şirinlikle:
-Hadi geldiiik. İnmiyo musunuz? Dedim ve bi kaç değişik mimik daha yaptım- güzel oldu- beğendim kendimi.
-Ah saol canım dalmışım ben dedi.

İndik ama bir şeyler yolunda gitmiyordu. İşte o an inmemiz gereken yerde değil; başka birilerinin indiği bir önceki durakta indiğimizi farkettim. Uykulu olduğu için olayı farketmeyen teyze bir kaç adım arkamdaydı hiç çaktırmadan hızlıca yürüyüp gitsem mi yoksa dönüp özür mü dilesem derken özür dilemeye karar verdim. Durumu açıkladım. E haliyle bozuldu bana, ona kazık atmış gibi oldum.

-Ay of yaaa. Ben geri biniyim o zaman. Dedi, hala ışıklarda bekleyen servise bakarak.
-E iyi dedim. O bindi ben utancımdan binemedim bakakaldım.

Tabi taktir edersiniz ki eski sıcak ilişkimiz artık yok. Haklı olarak kadıncağız bana ve anlık tepkilerime güvenemiyor. Neyse oldu bi kere diyip bi daha sırf mutlu olsunlar diye şirinlik, sıcakkanlılık ve iletişimcilik yapmamaya karar verdim.
Napıyım durmuyo üstümde işte...:)

6 yorum:

neval dedi ki...

insanlara gerekenden fazla önem verdiğimiz için olabilirmi iletişim bozukluğu ? şurası gerçekki kendini önemsiyen insanlar otomatikmen aynı özeni başkalarından da görüyor niyeyse ?

Nukima dedi ki...

hoşgeldin neval..
ince mevzular işte, çıkamadım içinden:)

neval dedi ki...

hoşgeldin nukima

Nukima dedi ki...

hoşbulduuuk çok çabuk farkedildim hihihih:))

şirin butik dedi ki...

kaç gündür bu yazıyı okuyacağımbi türlü vakit ayıramadım hoş kendi bloguma da baktığım yok ..bende iletişim eksikliği hat safhada 6 yıldır istanbuldayım komşuluk kuramıyorum....geçen aşure yaptım 1 kişiye bile dağıtamadımdüşünün artık. help help

Nukima dedi ki...

aşure olayını hiç sorma zaten.. ben hep karar veririm bi gün bi kek yapıcam çıkıp cümle aleme dağıtıcam die sonra bi türlü olmaz işte olamaz..aynı durum yani:)

Yorum Gönder