21 Aralık 2010 Salı

MELEK HANIM-FD14

-....Çünkü dün gece bir şarkı duydum herifin biri benim adıma, benden izin almadan şarkı yapmış; ben de ona dava açmaya karar verdim.
- Hangi şarkı? Hangi herif?
- Şey diyo işte canııııım... Gel tanışalım önce ben kısaca FD diyo. Benden bahsediyo işte..
-Dede sen onu yanlış anlamışsın o aslında...
-Sus bana elin heriflerini savunma! dedi ve evden koşarcasına çıktı.

Bu diyaloğu ve ardından olanları bir önceki yazımdan hatırlarsızın, olur da hatırlayamazsanız buyrun...

Evet, Dede evden çıkıp gitti ve ben çok geç kalana kadar meraklanmamaya çalışarak kendi işlerime bakayım dedim. Tüm evde seferberlik başlattım, çamaşırlara hücuuuuum...
Dedenin odasına girip -kirlileri sepete atmak gibi bir adeti olmadığından- kirlisi var mı diye bakayım dedim. Aslında neyi temizdi ki.. İşte onu hiç anlamadığım şeylerden biri daha, zira o kadar çok var ki... Mesela:

*Bütün kıyafetlerinin her an temiz olduğunu iddia etmesi,
*Gün boyu bazen de günlerce çayını, aynı çay bardağıyla içmesi ve bardağının yıkanmasına asla izin vermemesi,
*Sifonu, su faturası fazla gelmesin diye çok gerekmedikçe: ) çekmemesi,
*Ayakkabılarını önce bir numara küçük alıp sonra ayaklarının rahatsız olması gerekçesiyle bazı bölgelerinden yuvarlak parçacıklar kesmek suretiyle nasırlarını özgür bıraktığını iddia etmesi, vs. Bu liste sayfalarca uzaaar ve gider...

Çamaşırlarını toplamak için odaya şöyle bir baktım. Dede, burda resmen bir çöp ev yaratmıştı. Ayrıca odada acaip bir koku vardı. Koltukların kenarlarına şöyle bir bakayım dedim ama tabiki pişmanım:)
Muz kabukları... halbuki muzdan hiç hoşlanmadığını söyleyip dururdu... Veeee bilin bakalım başka ne? Koltuğun arkasında kocaman bir nutella kavanozu. İşte buna inanamıyorum. Bu adam ne yer ne içer diye ben kendi kendimi yerken, şeker hastası olan ve şekerinin çıkmasına her seferinde ölesiye şaşıran Dede, bizle düzenli olarak eğleniyor gibiydi...

Neyse bütün bu şokları atlatıp çamaşır olayına geri döneyim dedim. Pantolonlarının hepsini hazır evde yokken yıkamaya kararlıydım; çünkü bu son şansım olabilirdi. Ceplerini de kontrol ettikten sonra koşarak makineye atacaktım. Plan buydu. Ancak 3. Pantolonun cebinde bulduğum bir kağıt parçası, beni yerden yere vurdu.
Kağıtta şunlar yazıyordu:

1. Melek hanım
2. Dursun Efendi
3. Indian Girl
4. Old Fashion
5. Muzmuhaycan
6.
No Limite
7. Lovely Hunter

Yani bunlar size bir şey çağrıştırdı mı bilemem ama bu listeye ek olarak bir de Jokey isim ve kilolarını görünce bana çok şey çağrıştırdı. Bizim o, ne romantik anlamlar yüklediğimiz "Melek Hanım" gerçeğiyle karşı karşıya dururken ben, hayal kırıklığı, kandırılmışlık gibi _Dedeyle yaşarken hissedilmesi pek mümkün olan- hislerle yoğruluyordum...

Ah Dede yordun sen beni!!

3 yorum:

şirin butik dedi ki...

ne yani ...!!! yok artık....

neval dedi ki...

sizin dede uyanık ! annaannem rahmetli de yastığının altına bisküvi saklardı ,hala tüylerim ürperiyor

Nukima dedi ki...

şirin butik: var:) napalım o da öyle:))
neval: süpermiş valla:))

Yorum Gönder