15 Aralık 2010 Çarşamba

SOCIAL MEDIA-1

Biliyosunuz nasıl da revaçta bu soşıl medya... İnsanoğlu yeni bir şeyler kımıldanmaya başlayıp ünlü olunca merak ediyor haliyle. Bana da şurdan bir ekmek çıkar mı niyetiylen o yeni kapıların anahtar deliğinden şöööle bir bakmadan geçemiyor:)

Böyle kötü niyetlerle araştırmalarımı yapmış ve sonunda bir eğitim bulmuştum. Oh oh ne de güzel bir başlangıç olacaktı soşıl ömrümde, e benimde hakkımdı canııııım soşıl bir media içinde yer almak. Ama bu bana pahalıya mal oldu.

Bahsettiğim bu durum birbirine bağlı bir olaylar zinciriydi sanki. İlk önce bir kısım eğitime katılıp orada bu topluluğu tanıyıp sonra da akıllı adımlar atarak 2. kısma geçecek ve bu levelleri atlayacaktım:)

1. BÖLÜM LİDERLİK

O akşam, bu deli migrenli başım hop hop hopluyor; mükemmel salonun, mükemmel ışıklandırması -ki kendisini üniversite yıllarımda verilen sempozyumlarda bol bol uyumamla hatırlarım- gözümün köküne kadar vuruyor, bir taraftan da ben yaşlarda bir genç sahnede kendi tiyatrosunu çeviriyordu.

Tamam, benim “Nasılsa geldik bi bakalım.” adlı Türk yaklaşımım da pek kolaylaştırmadı durumu ama neyse...

Bir çoğunuzda oluyordur, ben insanlar adına utanırım, hem de çooook utanırım. Mesela çok kötü bir espri yaptıklarında, “ben de canım işte şööle bi insanım” demeye çalıştıklarında, fermuarları açık kaldığında, bir konuyu havalı bir şekilde anlatırken bilmedikleri ortaya çıktığında, çok komik oldukları iddiasıyla kam kam kasılırken aslında hiç komik olmadıklarında... Özetle ve tam anlamıyla benim bu tüylerim, bu tür durumlarda diken diken olur.

Sahnede sanki lise yıllarımda gördüğüm, birileri bir kaç lafına güldü diye başımıza Cem Yılmaz kesilmiş biri. Bu bölümde konumuz aslında, Liderlik olacaktı ama... Aşağıda eğitimden derlediğim bazı notlarımı sizlerle paylaştım. Hoşuna gidipte bu eğitimi acaba nereden alabilirim diyen olursa bana yorum yazabilir:)

-Şimdi şirket benim olduğundan yıh yıh yıh yıh..
-Zenginsin ,büyüksün..

-O sırada Bilkent üniversitesindeyim..
-Zenginsin, ver elini öpeyim..
-Bi gün Blekbörime bir fatura geldi 264 TL, tamam normalde de baya bir öderim ama...
-Neee Blekbörinde mi var, gerçekten zenginsin..

-Sonra Türkseli aradım.Karşımda Berk yıh yıh yıh. Ben onların hepsine Berk diyorum. Çünkü isimleri hep öyle oluyor.
-Ulan dalga geçtiğin nesil senin neslin zaten sen de olmuşun bana bi Berk, duyan da paşamı 50 yaşında iş adamı sanır.

-Sonra Türkselin PAZARLAMA MÜDÜRÜ beni aradı. Dedi ki:
Yapma etme Bilmemkim o meşur bloğunda benim gariban markayı yermişsin, malum 70 milyon seni takipte gözünü sevem kaldır da şu yazıyı... İhtiyacın hiç yok biliyom ama bu ayki maaşımdan bi blekböri de benden sana hediye, taksitlen alıcam. Hadi lan affet bizi!
-Adam, akıllı yoksa marka batacak, yaaa öle korkarsın işte Müdüüüüür. Ellerinlen ararsın bu çocuğu. Yok o zaten parasında da değil yani, 500 de fatura çıkarsan öder, patron çocuk erken yaşta şirket sahibi ama haksızlığa gelemiyo işte..

Bu mükemmel eğitimin 2. Bölümü Social Media notlarımı da bir sonraki hafta paylaşacağım. Bu ve bundan sonraki yazımda paylaştığım ders notlarımı istediğiniz kadar kopi peyst yapıp paylaşabilirsiniz. Böylece toplum olarak bilinçli olmaya biraz daha yaklaşacağımıza inanıyorum:)

2 yorum:

Anne Café dedi ki...

ben şimdiden paylaşmaya başladım ders notlarını:P

Nukima dedi ki...

Anne Cafe, teşekkür ederim. işte böyle böyle gelişicez:))

Yorum Gönder