Hani şu meyve sebzenin az yanında don atlet satılanları var ya onlardan biri...
Heşofman altı alıyım dedim.
Ucuz olsun şöyle 10 TL falan. Yani 2 gün sonra ağı patlar diz yapar biliyorum ama alıyım işte çok olsun bol bol giyeyim. Hevesimi alayım.

"Bir kat bi kenarımda durmasın mı canıııım!"(anne lafı) genellikle gecelik için söylenir)
Neyse bütün bu kafa içi konuşmalar sonrası, benim iç dünyamda bu kadar basite indirgediğim olay ardından gittim dikildim pazarcının karşısına:
-1 tane heşofman altı alıcam ne kadar?
-Adidas mı Nike mı abla?
(Bi kere Adidas değil Adibas, Nike değil Nice:) Hmmm very niiice..
-Nasıl yani farkediyo mu?
-Farketmez mi ablam marka bunlar!

-Yapma yaaa biz bilmiyoduk! (Bakın a dostlar benzemiyo gibi dursada bu aynen şöyle bir durum: hani dolmuşta teyzenin biri bağırır "Yeter artık öldük burda tepemize mi çıkcaklar bunlar, alma artık doldu araba kör müsün be adam?" tarzında; şöfor da ona fakirsin madem sus be kadın imasıyla "madem rahatsızsın taksiye binseydin hanfendi" der. Yani pazarcı dedi ki aslında "abla 10 TL'ye bi şey alcan şurda bir oyun içerisindeyiz sıkıyosa gerçeğini al yoksa bunlardan birini gerçekmiş gibi seçmek zorundasın":)) Budur yani..
O an "Just do it" ten aldığım güçle, elimdeki pırasaları pazarcının burnuna soktum.
Yaşadığım bu küçük şey zaten çok kolayca yamuluveren bu kıyafetten nefret etmemi sağladı.
Hep küçük şeyler küçük şeyler küçük şeyler:))
